Değişim ve Biz,

Evet, bu özel sayımız da, Kars, Ağrı, Iğdır illerimizi ele aldık, tüm yönleri ile ne mutlu bize ki yerel yönetimlerin gözü, kulağı, sesi olma yolunda başarılı çalışmalara imza atıyoruz. Başarılı çalışmalara diyorum ,Çünkü; 2012 yılı Şubat ayında, yeni haber sitelerimizle, yeni projemizle, yeni programımız, yeni üçüncü yayın organımız ve sürpriz illerimizle sizinle olmaktan gurur duyuyoruz. Şimdi bu kadar güzel başarılı çalışmaların üzerine, kıskananlar çatlasın demez miyiz? deriz !. elbet..Meyve veren ağaç taşlanır ya hani, ne güzel, biz de,  yeni projeler üretiyoruz, faydası var zararı yok. .... ürür, kervan yürür.. Kişinin Fikri neyse Zikri’de odur, anlayana.

Dünya siyasal, ekonomik, sosyal ve kültürel alanda inanılmaz bir tempoyla değişiyor. Bilgi hızı küresel dünyayı küçük bir top haline getirmiş gibi. Her şeyin her gün yenisi çıkıyor. Yeni her şeyden azami faydayı sağlayabilmek, önce bilgiye ulaşma hızına, sonra bunu değerlendirme ve muhakeme yapma gücüne, sonra da faydayı muhafaza edebilme yeteneğine bağlı kalıyor. Değişimler günümüz dünyasında moda yaşam tarzları ve moda yönetim tarzları yaratıyor. Öncelikle kentler, sonra kasabalar ve dahi kimi köyler de yeni yaşam ve algı biçimleri eskisinin üzerine bir örtü gibi yerleşiyor ve eskiyi yavaş yavaş yok ediyor. Toplumda nerde o eski bayramlar türünde nostaljik özlem söylemleri bu durumdan kaynaklanır. Yeniliklerin insanları mutlu ettiğine, yeni yaşam tarzlarının hayatları kolaylaştırdığına yönelik muhteşem kampanyalar sürdürülür. Toplum her gün bu kampanyaların bombardımanı altındadır, görsel ve yazılı basın ile internet ile.
Değişimin baş döndürücü hızı, hareketli ve canlı nüfusa sahip ülkemizi dünyanın ileri ülkelerine göre daha fazla etkiliyor. İleri ülkeler sanki bir yorgunluk belirtisi gösteriyor. Başta ekonomik alanda girdikleri dar boğaz, sosyal ve siyasal olarak da bu ülkeleri bunalıma sürüklemekte. Bu ülkeler yeterli denilebilecek lider yetiştiremiyor artık. Lideri olmayan bu toplumlar sağa sola savrulmaya, sosyal patlamalar yaşamaya, siyasi çıkmazlar yaşamaya başladı. Birbirlerine dayanan yıllanmış ekonomik ilişkilerin yarattığı bütündeki ki bir arıza da tümünü etkilemekte. Geçmişin sömürge gelirlerinden de mahrum olan bu devletler yeni gelir kaynakları ararken her yolu denemekte. Savaş en önemli seçenek olarak çıkar yol listelerinin en üstünde duruyor. Ortadoğu da ki savaş çığlıkları bilin ki bu yüzdendir. Başka hiçbir sebep için savaş çıkmasını beklemeyin orada. Çünkü savaş demek bu ülkeler için yeni petrol, gaz, silah geliri demek.  Arap baharı gibi aldatmacaların ardında da bu gerçek var. Ortadoğu da bugün devrilen liderler ve ülkeler düzenini 1. Dünya savaşından sonra onlar kurgulamıştı zaten. Kendileri o zaman demokrasiye geçtiği halde neden bu bölgede demokratik yönetimler kurmadılar yıllarca. Üretmeyen tüketen aşiret devletleri olarak kalmalarını istediler. Bölgenin kaynaklarını ve zihinlerini kendileri kontrol etmek için. Şimdi yeni dünya var ve yeni dünyanın moda haline getirdikleri, insanlara yeni sürüm yönetim tarzları tavsiye etmekteler. Şu bir gerçek ki bir elli yıl sonra da bölgede yeni yönetim tarzları gerektiğine inandıracaklar dünyayı. Çünkü o zaman bölgenin kaynakları tükenmiş olacak. Yeni moda ürünlerini satamayacaklar bu bölgeye. İşte bu değişim zamanlarında savaş hep kaçınılmaz gösterilecek yine. 

Türkiye ise çıkmaza sürüklenen, daha doğrusu bahar denilerek kış yaşatılan bölgede en büyük umut artık. Lideri ile, ekonomisi ile, kentleri ile, sosyal ve kültürel yaşantısı ile. Bölge insanı için bir korunma ve güven bölgesi. Dünya krizle boğuşurken Türkiye batıya ders verircesine ekonomik gelişmeler kaydetmekte. Demokrasi alanında atılan adımlar ise bu ülkede yaşayan çoğu kişinin akıl erdiremeyeceği türden. On yıl öncesini düşünsenize. Türkiye sınıfların demokrasisinden toplumun demokrasisine hızla ilerlemekte. İlk kez toplumun önünde gidenlerin değil toplumun kendisinin anayasası yapılacak, hem de bu toplum tarafından. Toplumu sınıflar değil toplum yönetecek.

Batının bugün moda haline getirdiği saçma mitoloji efsanelerine rağmen 2012 yılına girdik. 2012 her yıl gibi gelip geçecek yine emin olun. Sadece takvim yaprakları değişecek, dünya yine aynı hızla dönecek, kainatın gezegenleri birbirini biraz daha farklı bir açıdan etkileyecek, ama değişim biraz daha hızlanarak sürecek, batı biraz daha kötüye, Türkiye biraz daha ileriye gidecek. Biz ilerlerken kendimizi yitirmemeliyiz. Kendimizi yitirirsek kaybettiğimiz kendimizi biz bulamayız. Ancak başka birileri bulduğunu söyler ve ona inanmak zorunda bırakılırız. 2012 yılına girerken kutladığımız eğlence, yitirdiğimiz en önemli değerlerimize karşı bizim değerlerimiz gibi önümüze konulan noel gibi batının mitoloji hayallerini, nice mitolojik safsatalarını bizim değerlerimiz sanmayalım. Değerlerimizi koruyacak kurumlar da boş duracağı yerde mükemmel dini, folklor ve manevi değerlerimizin efsanelerini ve zevklerini toplumumuza yaşatma yollarını düşünse iyi olur diyorum. Bu yolları biz bulmazsak birileri bizim sandığımız değerlerini bize satarlar ve biz bir gün kendimizi bulamayız bilelim.

Güzel sürprizlere hazırlıklı olalım, 2012 yılı bizlere ve sevdiklerimize sağlık, huzur ve başarı getirmesi temennisiyle, sağlıcakla kalın.
.

3685 Defa Görüntülendi.

Anket

Bize Nasıl Ulaştınız?