Devlet Millet İşbirliği

Devlet halkın yanında yer almalı ki halk da devletin yanında yer alabilsin. Aslında bu cümle güven ve refah dolu bir yaşam vaad eden yönetimin en ileri düzeyi sayılan demokrasinin ideali ve onu doğal olarak tamamlayan ekonomik ve sosyal kalkınmanın anahtarı. Bir araya gelerek topluluk oluşturan insanlar, kurduğu örgüt olan devletin kendisine yarar sağlamasını ve refahını arttırmasını beklemekte. Bugün bütün dünyada milletler kendi sınırlarında hep bunun mücadelesini vermekte. Devlete bütün toplum hükmedemeyeceği için seçimle veya atamayla gelen kişiler eliyle bu örgütün düzgün çalışması beklenmekte. Halk kendi kurmuş olduğu bir örgüt olan devletini koruma hissiyle yaşamakta ve doğal olarak güven beslemekte. Onu gönlünde yüceltmekte, dış bir saldırı ihtimalinde dahi canı pahasına savaşarak korumakta. Dolayısıyla devletin ona güven duymaması, onun yararına çalışmaması gibi bir politikayı, kendi büyütüp yetiştirdiği evladının atasına ihaneti gibi algılamakta. Devlet halkın refahını ne kadar çok geliştirirse halkın devlete olan güveni ve sevgisi daha da yükselmekte. Gelişmiş toplumlar da devletin halkına güveni bu yüzden daha yüksektir.

Halkın yanında yer almayan veya yanında olacağı hissini veremeyen devleti yönetmeye talip hiç bir siyasi parti bugüne kadar başarılı olamamıştır bizde. Darbe dönemlerinin baskıcı bir kaç yıllık etkisi geçince halk yine kendi yanında olacağını düşündüğü partileri iktidara taşımıştır. Ülkemizde uzun iktidarların başarısının sırrı burada. Bu iktidarlar halka rağmen değil halk için ve onunla beraber iş yaptılar. Bu beklenti ve özlem bizi çok partili hayata taşımıştır. Kendi yanında hissetmediği bir partinin iktidarı yerine kendinden partileri istediği için.

Halkın yanında yer almak, devlete hükmedenlerin sadece fiziken halka yakın olması anlamına gelmiyor. Onun inançlarına, yargılarına, alışkanlıklarına, duygularına, yaşam tarzına, konuşmasına, giyimine, ekimine, dikimine, evine, barkına, emeğine, geleceğine kısaca geçimi ve yaşamı ile ilgili tüm konulara saygıyı ifade etmekte. Bütün bu değerlerine daha fazla değer katılmasını beklemekte. Suç işlemiş olmanın, masumiyetin ne olduğunu çok iyi bilmekte ve kendi geleneği ve göreneğine göre kanunlara uygun yaşamakta. Kanunlara uymayanların tehdit ve korkularına karşı, suçlarına karışı devletin yanında olacağını bekleyerek güven istemekte. Haksızlığa uğradığında bunun giderilmesini hakkının teslim edilmesini ve haksızlığı yapanın cezasının verilmesini beklemekte. devletin temeli olan adaleti yalnız adliyede değil icrada da istemekte. Çalıştığı emeğinin karşılığını almayı, devletin kazancının adaletli paylaştırılmasını beklemekte. Şükürle sürdürdüğü geçimini bugüne kadar getirmiş olmanın gururunu taşımakta. Sadece seçim zamanlarında ayağına gidilmesini değil, devlet aygıtının muhatap olacağı her bir merkezi ve yerel noktasında kendisine değer verilmesini, isteklerinin değerlendirilmesini, sorunlarının çözülmesini istemekte. Devletin yerini bir başka mekanizmanın almasını, devletinde kendisi yerine başkalarını muhatap olarak almasını istememekte. Çünkü birden fazla otoritenin kaos, acı, zulüm, tehdit, sindirme ve korku getireceğini de bilmekte. Ülkemizin bugün yaşadığı etnik toplumsal ve siyasal sıkıntıların çözümü için bütün siyasi partilerin bir kez daha düşünmesinde yarar var. Millet, devlet ve ona hükmeden bütün seçilmiş ve atanmışlardan, milletin gönlünde hep özel bir yeri bulunan ve hiç bir zaman bu özelliğini yitirmeyecek olan toplumsal bir sözleşmeyle kurduğu devlet aygıtı ve ona hükmedenlerden, onun güvenini boşa çıkarmayacak yukarıda saydığımız şekilde uygulamalar beklemekte. Bu nedenle şimdiki sorunlarımıza bu açıdan bakmanın büyük önemi bulunuyor. Çünkü milletin bu güvenini yitirmesi halinde neler olacağını hayal etmek bile çok üzücü ve ürkütücüdür.

 

2298 Defa Görüntülendi.

Anket

Bize Nasıl Ulaştınız?