BİZE NE OLUYOR?

Anlayan varsa beri gelsin.
17 Aralıktan beri eski dostlar düşman olmuş, taraflar eski düşmanlardan dost edinmiş, gelişmeleri medyadan takip eden vatandaşların aklı tamamen karışmış, futbol takımı tutma gibi taraf tutma ve ayrışma süreci hızla tavan yapmış, sonuçta; siyasete, yargıya, medyaya güven erozyona uğramış, meşru dairede kazan-kazan mantığı yerine hep beraber kaybet-kaybet mantığı hakim olmuş, tüm bu süreçte memleket ve millet sevgisi olan samimi Anadolu insanının gözünün adeta feri gitmiş, başına ne geleceğini bilmeyen kurbanlık koyunların kesim yerinde boş ve ürkek bakışlarla etrafı izlemesi ve kaçınılmaz sonu beklemesi gibi bu gidişata dur diyecek babayiğitleri, civanmertleri, vatanseverleri hatta kurtarıcıları bekliyor.
Halbuki on yılı aşkındır süredir bu güzel ülkemde bir tarih yazılmış, on yıllardır yapılamayanlar yapılmış, hep sıkıntı çekmiş gariban halkım “işte şimdi oldu, herhalde bu sefer düze çıkıyoruz” demeye başlamışken, “dur bakalım o kadar da sevinme, daha oyun yeni başlıyor” türünde gelişmelerin yaşanması hepimizi derinden sarsmıştır.

Tüm bunları söylerken şu hatalı, bu kusurlu tarzında bir değerlendirmeye girecek değilim.

Çünkü hatalı-hatasız yargısına girdiğinizde doğrudan tartışmanın tarafı oluyorsunuz.

Böylesine önemli ve geniş kapsamlı konularda tarafların kendilerini haklı, karşısındakini haksız çıkarmaya yönelik yeteri kadar argüman bulmaları çok zor değildir.

Fakat bu durum sorunu çözmeye bir katkı sağlamamaktadır.

O halde…
Amiyane tabirle “Gücü gücü yetene” anlayışı terk edilecek, yargıya intikal eden konuların usuletle ve suhuletle sonucu beklenecek, ardından; kin, garaz, düşmanlık, haksızlık yapan kişiler ile varsa konunun uluslararası boyutu ya da bağlantısı hukuk çerçevesinde ortaya çıkarılacak ve yine yargı yoluyla hesabı sorulacaktır.

Tün bunlar elbette ki zaman alacaktır.
İşte o zamana kadar da bu ülkeyi seven herkesin bu konularda çok az mümkünse hiç konuşmaması, “kadim dosttan düşman olmaz” anlayışı içinde hareket etmesi, “bunlar birbirini yiyip bitirsin de meydan bize kalsın” anlayışı içinde ellerini ovuşturanlara sponsor olunmaması sanırım akla en yatkın yaklaşım tarzı olacaktır.

Kimse şunu unutmasın ki çok cefa çekmiş, bir türlü yüzü gülmemiş Anadolu insanından, bu insanların çocuklarından milyonda bir bile hain çıkmaz.

İster siyasette olsunlar, ister ticarette olsunlar, ister bürokraside olsunlar hain çıkmaz.

Hata yapan, yanlış yapan, takdir de isabetsiz davranan elbette olabilir.

Ancak bunlar kendi içinde hukuk çerçevesinde çözülebilir ve tolere edilebilir.

İşte bu günler bu toleransı işletecek ve gösterecek zamanlardır.

Yarın çok geç olabilir ve bugün güçlü ve rakip gibi gözüken ya da gösterilenler yakın gelecekte beraber ezilen, hırpalanan, incitilen, itilip kakılan taraf olabilirler. On-on iki yıl öncesinde durum aynen de böyle değil miydi?
Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur.

Unutulmasın ki milyonlarca insanın sevdiği ve değer verdiği kişileri değersiz göstermek beyhude bir çaba ve aynı zamanda büyük kul hakkı ihlalidir.

Kul hakkı da dinimizde ki en büyük ve tövbesi bile mümkün olmayan günahlardandır.

Herkesi hiç olmazsa üç ay susmaya ve hukuka emanet edilmiş sürecin sonunu sabırla beklemeye davet ediyorum.

Bu ülke hepimizin.

Yeni yılınız kutlu olsun.


27 Aralık 2013




 

1035 Defa Görüntülendi.

Anket

Bize Nasıl Ulaştınız?