DEMOKRASİ VE KARŞISINDAKİLER

DEMOKRASİ VE KARŞISINDAKİLER
Türkiye 2014 Mart ayında yerel seçimleri, Ağustos ayında da Cumhurbaşkanı seçimini yapacak. 2015’te de genel seçimler var. Ayrıca anayasa referandumu yapılabilir. Önümüzdeki iki yılın Türkiye açısından önemi büyük. Çünkü bu seçimler 2023’e kilitlenmiş ülkemizin kaderini belirleyecek. Cumhuriyetin yüzüncü yılına ülkeyi taşıyacak yöneticiler belirlenecek. Eğer halkın ulaştığı yaşam düzeyinin sivil anayasası da yapılırsa Türkiye yeni bir tarih yazmış olacak. Türk insanı artık yönetilecek yöneticileri değil yönetecek yöneticileri seçiyor. Türkiye demokraside önemli mesafeler aldı. Dünya bizi ve yaptığımız seçimleri gıptayla takip etmekte.

Yerel seçim için idareler bu son düzlükte çalışmalarını bir kez daha gözden geçirmesi ve bu yaz günlerini iyi değerlendirmesi gerekiyor. Hizmet için başka zaman kalmayacak. İlleri, ilçeleri, kasabaları ve köyleri için koydukları hedeflerin neresine gelmişler bir kez daha sorgulamanın son fırsatı.

Yerel birimlerin güçlendirilmesine yönelik uygulamalar ise devam etmekte. Her geçen yıl merkezi idare taşrada küçülüyor. Yetkiler, imkanlar ve karar alma süreçleri yerel birimlere devredilmekte. Yörede yaşayanlar yöresinde neler yapılacağına karar vermekte ve uygulamakta. Batıda demokrasiyi özümsemiş refahı çok yüksek ülkelerde de bu böyle gelişti ve bizde de böyle devam edecek.

ÇÖZÜM SÜRECİ VE LİCE OLAYI
Hükümet cumhuriyet tarihinin en büyük riskini alarak çözüm sürecini başlattı. Bunu sabote etmeye yönelik karanlık emelli faaliyetlerin de ardı arkası kesilmiyor. En son Cizre ve Lice de yaşananlar da bu sabotenin kirli bir parçası. Terör dönemindeki alışkanlıkla yasadışı her türlü ekonomik ticareti yaşam biçimi seçenler bunlar. Şimdiki gelişmeler ile ekonomik, sosyal ve siyasal hesapları altüst oldu. Karanlık oyunlarla yıllarca Milletin kendisi ile eşit yurttaş olmasını içine sindirememiş güçler. Devlete ve Hükümete karşı her kalkışmanın arkasındakiler. Yıllarca sosyal ve ekonomik yönden zedelenmiş insanlarımızı kullandılar ve hala kullanmaya çalışıyorlar. Yatırım yapılmasın onlar kaçakçılık yapsın. Kaçakçılığı da cahil kalacak halka yaptırsın. Eylemlerin hak alma mücadelesi ile ilgisi yok. Terör, bırakın hakları canları alırken neredeydiniz. Çözüm isteyen yakar mı yıkar mı? Bölgeye yapılan yollara, havaalanlarına, hastanelere, okullara bir baksınlar. Hangi dönemde bu denli yatırım yapılmış.
Türk’ü daha fazla kışkırtıp daha çok kürt düşmanı, kürdü de kışkırtıp daha fazla Türk düşmanı yaptılar yıllarca. Bugüne kadar atılan her mermiden kimin cebine kaç para girdiğini, kimin ağlayıp kimin güldüğünü bir kez daha düşünürsek bütün bu provokasyonu anlarız. Su uyur düşman uyumaz derler, bu oyun bu milleti bölemedi ama yeni provokasyonları hep deneyecekler. Milleti de, mezhepleri de birbirine düşürmeye çalışacaklar ama yine de başaramayacaklar.


GEZİ OLAYLARI
Gezi olayları da bir parkta yapılacaklara orada yaşayanların tepkisi değil, içeriden dışarıdan her yerden toplanmış yakıcı, yıkıcı, korkutucu, ürkütücü, kin ve nefret kusan kalabalıkların saldırıları bu milleti yıllarca sülük gibi emenlerin organizasyonu. Olayları baştan sona en tesadüfü! açılardan alınmış görüntülerle, süslü laflarla saptırarak veren dijital medya görüntü ve haberleri bu kara emelin kendini gizleyemediği açıkları. Madem hak arıyordunuz ihtilallerde, muhtıralarda, parti kapatmalarda niye aramadınız. Seçimlerde üç dönemdir bırak yenilmeyi oy arttıran bir iktidarı çamura yatarak devirme girişimleri bunlar. Ben senle baş edemiyorum senden sıkıldım artık, bırak git mantığı bunların tarzında her an kırılabilir demokrasi anlayışı. Bunların demokrasisi bu. Özgürlüğü bu. Adı da demo-demokrasi, demo-özgürlük olurdu herhalde. Bunların kim olduğunu amaçlarına baktığımızda daha iyi anlarız.

Hem gezi olayları ve hem de çözüm sürecine karşı yapılan eylemlerin amacı sadece bu da değil. Avrupa ve dünya krizle kavrulurken, bölgesinde önemli bir güç haline gelen Türkiye’de kaybolan kara güçlerini yeniden tesis etmek. Yöneten Devlet yerine yönetilen devlet düzeni kurmak. Aynıca toplumun önünü tıkayan ve yıllardır yaşamı soğutan ve donuklaştıran darbe anayasasını devam ettirmek. Dünyanın her yerinde zulme meydan okuyan, meydanlara milyonları toplayabilen, içi dışı bir olan bir lideri devirmek ve aynı zamanda Cumhurbaşkanı seçilmesinin önüne geçmek. Dünyayı kıskandıracak yollar, köprüler, havaalanları, kanallar, demiryolları, savaş helikopterleri ve nükleer santraller yapan ve yapmakta olan Hükümeti yıkarak koalisyonlar ve güçsüz siyasetle istedikleri yasal düzenlemeleri geçirmek, rantın kendilerine akmasını sağlamak. Uluslararası ortakları ile yeniden Devlete uçuk faizlerle borç vermek Devletin yalnız kendilerine çalışmasını sağlamak. Petrolün ve doğalgazın geçiş köprüsü haline gelen Türkiye’nin bu kazancını millete yedirmemek. Doğu Akdeniz’de Türklerin değil dünyayı sömürenlerin hakimiyetini sürdürmek. Türkiye’nin yarım asrını çalan ve bu millete en büyük işkenceleri layık gören, demokrasi bol geldi diyen, millete kin ve ayrılık tohumlarını eken darbecilerin yargılanmasını engellemek. Toplumsal ahlakı, gelenekleri, dini değerleri, toplumu birbirine bağlayan damarları yok ederek milletin aslını ve benliğini yitirmesine sebep olup bilinçli, ahlaklı, genç ve sağlıklı nesiller yetişmesini engellemek. İnternet yolu ile gençliği zehirlemek ve sapıklaştırmak. Amaçsız ve kendilerine itaat edecek boş bir gençlik yetiştirmek. Geçmişte alıştıkları azınlığın çoğunluğa hükmettiği kibir ve imtiyaz dolu ağa maraba çete düzenini devam ettirmek. Türkiye’nin sorunlarının çözüm yollarının üzerini örtmek. Komşu ülkelerimizde döndürülen her türlü oyunu görmezden gelip Türkiye’yi kabuğuna hapsederek yakın çevremizdeki pazarlara ve ekonomik ilişkilere hakim olmak.

Bunları daha da sayabiliriz. Ama anlayan anlamıştır. Önümüz seçim. Seçilmiş ve seçilecek kişiler, şehrinizi, kasabanızı, köyünüzü daha iyi yaşanabilir alanlar yapmaya çalışın. Halkla beraber olun ve onlarla birlikte yaşayın. Ne istediklerini o zaman anlarsınız. Sonra da bunu takip edin. Halkın oyu ile geleni çamura yatıp karanlık güçlerle işbirliği yaparak iktidardan götürme oyunlarına bu millet artık prim vermemekte. Bu millet artık demokrasiyi isteyen değil yaşayan, güçlü ve her yönüyle zengin bir millet. Sizin uyanıklığınız kadar bu millet de uyandı artık. Bizim millet Ortadoğulu olduğu kadar da batılı. AB’nin kurucu ülkeleri bile Birliğe alırsam gücüm elden gidecek, Türkiye Avrupa’yı ele geçirecek korkusunda.

Ramazan ayının bütün insanlığa hayırlar getirmesini diliyorum. Hak üzerine kurulu bu dünyayı haksızlığın düzeni haline getirenlere fırsat vermeyelim. Bu güzel günleri fırsat bilerek bir kez daha düşünelim. Bu Vatan hepimizin, kardeşçe, birlikte yaşadık, yaşayabilir ve büyütebiliriz. Güzel varken çirkinle işimiz niye, iyi varken kötüyle işimiz niye, sohbet, hoşgörü varken yıkıp, yakmak, kırmak, dökmek niye, gelin hep beraber büyük Türkiye’yi daha büyük yapalım.

 

2168 Defa Görüntülendi.

Anket

Bize Nasıl Ulaştınız?