YENİ ANAYASA VE YEREL YÖNETİMLER

Türkiye hemen hemen her alanda yeniden yapılanıyor. Devlet en esaslı değişikliği anayasa ile gerçekleştirecek. O kadar çok boyutlu ve sivil bir tartışma ortamı var ki tarihte böyle bir ortam bulamadı, katı merkeziyetçi yapının oluşturduğu seçkinler statükosu her yeniliğin önünü kapattı. Yeni anayasada en önemli konu belki de yerel yönetimler olacak. Yerel yönetimlerin kendi imkanları ile hizmet üretmeleri ve halkın bu yönetimlerde söz sahibi olması, şeffaflık, merkezi ve yerel düzeyde çift yapıların giderilmesi, karmaşık yapılar yerine hesap verebilir yönetimler oluşturulması ve kaynak israfının önlenmesi, kamu hizmetlerinin etkin ve verimli olarak yerine getirilmesi için yeniliklerin önünün açılması temel hedef haline geldi. Nispeten geride kalmış yerel yönetimlerin artan nüfus ve büyüyen kentlerde hizmette yetersiz kalması da bu süreci hızlandırdı. Bu yüzden yerel yönetim alanında çeşitli yasalar yapıldı. Yeni anayasa ile herkese her kesime açık teklifler önerisi yapıldı. Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ve merkezi yetkilerin çoğunun yerel yönetimlere verilmesi ön planda gelen öneriler. Bugün büyük illerin devlet kadar güçlü hale gelen yerel yönetimlerinin de önemli gelişmeler ve hizmetler vermesi ve bu illerin artan nüfus ve büyüyen kent sorunlarına ivedi çözüm üretme zorunluluğu da bu anlayışı desteklemektedir.

İyi bir yönetim modeli için il yapısında yer alan merkezi ajanların varlığı sürdürülerek ulusal düzeyde hizmetler olan adalet, savunma, enerji, dışişleri, gümrük, sosyal güvenlik, vergi, iç güvenlik, ulaşım hizmetlerini merkezin yerine getirmesi esas olmalıdır. Sağlık, eğitim, tarım, su, kültür-turizm, orman gibi hizmetler içinde merkezin belirlediği planlar çerçevesinde oluşturulan politikalar ile diğer yerel hizmetlerle yerinde gerçekleştirilmesi esas olmalıdır. Merkez eş güdümü ve eşitsizliği gidermeyi sağlayacak dış kontrol ve bölgesel kontrol yapmalıdır. Yerinden yönetimde ise iç kontrol ve sorumluluğun üstlenilmesi sağlanmalıdır. Bunun dışında iktisadi ve içtimai hayatın kaçınılmaz gerçekliklerine aykırı bir şekilde devlet teşkilatından müdahaleler beklemek, bölge yönetimleri gibi gereksiz basamaklar oluşturmak mantıksız olacaktır. Bölge düzeyinde örgütlenmeler yalnızca kontrol ve yargı alanı ile sınırlı kalmalıdır. Kontrol konusu da katı vesayet terk edilerek yeniliği öğretici, karmaşık yapıları sadeleştirici ve aynı kalite hizmeti ucuzlatıcı yöntemler geliştirilmesini sağlayacak şekilde düşünülmelidir. Yerinden yönetim birimlerinin hizmette yenilik yapma yetilerinin önü açılmalı ve katı merkezi onaylar merkezin il yönetimlerine ve yerel birimlere devredilmelidir. İllerin sadece büyükşehirlerinde tekli yönetimi sağlayan il özel idarelerin kaldırılması uygulaması diğer illere de uygulanmalıdır. Böylece önemli bir kaynak tasarrufu sağlanmış ve ikili yapılardan doğan çelişkiler kaldırılmış olacaktır. İlçelerin eskiden beri süregelen güçsüz yapıların yerine il yönetimleri ile bağlantı kurularak güçlendirilmeli ve eşgüdüm sağlanmalıdır. Köy yönetimleri de bu gelişen yeni anlayış ile yine il yönetimleri ile bağlantı kurularak güçlü hale getirilmelidir. Mahalle muhtarlığı kaldırılmalı yerine getirdiği çok az görev de nüfus ve emniyet birimlerine devredilmelidir.

Anayasa yapımında süre uzatılmamalıdır. İlk sivil anayasa yapımı başarı ile gerçekleştirilmeli ve ülkemizin gelişiminde önemli engeller bir an önce kaldırılmalıdır.
 

2588 Defa Görüntülendi.

Anket

Bize Nasıl Ulaştınız?