BÜYÜKŞEHİRLER

BÜYÜKŞEHİRLER

Türkiye’de büyükşehir belediyeleri 1984 yılında kurulmuştur. Büyükşehir içinde hizmetler büyükşehir, ilçe ve birinci kademe belediyeleri arasında paylaştırılmıştır. 1984 yılında üç olan büyükşehir sayısı nüfus artış ve şehirleşme hızının yükselmesine paralel olarak büyüyen Türkiye ile birlikte sekize, daha sonra on altıya yükselmiştir.  Adana , Ankara , Antalya, Bursa, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Mersin, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kocaeli, Konya, Sakarya ve Samsun büyükşehir statüsündedir. Bugün ülke nüfusunun yarısı bu şehirlerde yaşamaktadır.

2004 yılı yerel yönetim reform yılı oldu. Bu alanda yeni yasalar çıkarıldı. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Yasası ile büyükşehir olma nüfus koşulu en az 750.000 olarak belirlendi. Ülkemizin en gelişmiş bölgesi olan İstanbul ve Kocaeli illerinin tamamı büyükşehir sınırlarına alındı. Diğer büyükşehir sınırları valilik binası merkez alınmak suretiyle, nüfusu 2.000.000'dan fazla olan büyükşehirlerde 50 km, 1.000.000 -2.000.000 arası olan büyükşehirlerde 30 km,  1.000.000'dan az olan büyükşehirlerde ise 20 km yarıçapındaki yerleşim yerleri büyükşehire dahil edildi.

Türkiye büyüdükçe nüfusu 750.000’i aşan yeni şehirler oluştu. Aydın, Denizli, Muğla, Tekirdağ, Trabzon, Şanlıurfa, Kahramanmaraş, Balıkesir, Van, Manisa, Hatay, Malatya, Mardin. Şimdi bu şehirler de bu kapsama alınacak. Ayrıca büyükşehir sınırlarının il sınırı olması, belde belediyelerinin mahalleye dönüştürülmesi ve yeni ilçeler kurulması, imar, itfaiye, ulaşım, zabıta gibi yetkiler ve özel idarelerin yürüttüğü kırsal altyapı hizmetlerinin de büyükşehir belediyelerine devredilmesi gündemde. Ek düzenlemeler olarak köy muhtarlıklarının güçlendirilmesi, etkinliği kalmayan mahalle muhtarlığının kaldırılması da gündemde.

Türkiye yıllarca yerel yönetimlerin gücünün yetersizliği ile şehirlerde zehirli ve mikroplu sular ile çöp sorunu ile çarpık kentleşme ile yetmeyen yol ve diğer alt yapı gibi nice sorunlar ile uğraştı. Türkiye’nin büyüme hızındaki artış dikkate alındığında bu alandaki düzenlemeler bir zorunluluktu ve gerekliydi. 2000’li yıllarda yasal reformlardan sonra ülkenin çoğunluk nüfusunun yaşadığı belediyeler alanında planlama ve yönetimin çok önemli olduğu, büyük miktarda nüfusa hizmet için önemli bütçe imkanları gerektiği ortaya çıktı. Yeni düzenlemeler ile önemli bütçe imkanlarına ve kolaylıklara kavuşan belediyeler önemli başarılara imza attı. Ülkenin batısı doğusu, güneyi kuzeyi ayrım yapılmaksızın şantiye haline döndü. Türkiye gelişen yüzünü şehirlerde göstermeye başladı. Belediyeler sadece ülkeye değil dünyaya gözünü açtı. Bunu kimse inkar edemez. Sayın Başbakan’ın dünya şehri İstanbul gibi bir ilin belediyesinden gelmesinin de etkisiydi bu. En önemli konular olan makro bakış açısı gerektiren imar, su, ulaşım ve kanalizasyon hizmetlerinin en az elli yıllık planlamalar ile yapılarak gelecek nesillere güzel şehirler devredilmesi gerektiği anlaşıldı. Ekonomik ve sosyal genel kamu politikaları da bu alanı destekleyecek şekilde belirlendi ve uygulandı.

Bugün illerin yapısına baktığımızda il özel idaresi ve belediyelerin iki ayrı meclisleri bulunmakta. Böyle bir düzenleme ile bu alandaki çoğu kaynağın tasarrufu ve güçlü belediyeler sayesinde tek elden planlama ve yönetim daha kolay gerçekleşebilir. Çünkü ülke kalkınması, insanlarımızın çoğunun yaşadığı şehirlerde yürütülecek ve o şehrin çehresini, potansiyelini ve zenginliğini ortaya çıkaracak, şehre marka kazandıracak bu tür önemli ve büyük projelere ve bu projelerden doğacak büyükşehirlere bağlı.

3552 Defa Görüntülendi.

Anket

Bize Nasıl Ulaştınız?