Kırıkkale Güçbirliği Platformu ve Başkanlık Sistemi

Evet, yeni bir sayıyla karşınızdayız. Her zaman söylüyoruz ya, yerel yönetimlerin gözü, kulağı, sesi olmaya devam edeceğiz. Bize çamur atanlar, kıskananlar olsa da biz bu yerel yönetimler sevdasından vazgeçmeyeceğiz. Başarı her zaman kıskanılır, sevmeyenler olmasa, sevenin ve sevilenin kıymeti nasıl bilinir? Bizim için önemli olan da öncelikle "Varlığı mutlak Olan'ın" sevgisine ulaşabilmektir.

Kırıkkale en şanslı dönemini yaşıyor diyebiliriz. Başbakan Yardımcımız ve Kırıkkale Milletvekilimiz Beşir Atalay önderliğinde Milletvekilimiz Oğuz Kağan Köksal, Valimiz, kaymakamlarımız, belediye başkanlarımız omuz omuza vermiş projeler, hizmetler ve yatırımlar ile durmaksızın Kırıkkale için çalışıyorlar. Bu sayede Kırıkkale kabuğunu kırmış parlayan bir yıldız olma yolunda. Başbakan Yardımcımız Beşir Atalay ile yaptığımız sıcak sohbetimiz ve samimi röportajımız, Kırıkkale de nelerin değiştiğini ve nelerin değişeceğinin aynası gibiydi. Atalay’ın Kırıkkale Üniversitesi'nin kurucu Rektörlüğü ve devamında İl'e getirdiği başarılar bugün Kırıkkaleliye her şeyi anlatıyor. Kırıkkale’nin il olması konusunda yayınladığı kitabı ile Kırıkkale'de ki coşku ve şahlanmayı işaret ediyor.  Atalay’ın çok önem verdiği ve üzerinde hassasiyetle durduğu, diğer iller için de örnek bir model oluşturacak “Kırıkkale Güçbirliği Platformu” projesi Kırıkkale'ye müthiş bir heyecan vermiş. İki ayda bir Kırıkkale de İl'in siyasetçileri, Vali'si, kaymakamları, belediye başkanları, Rektör, sivil toplum kuruluş temsilcileri, tüm kurum ve kuruluşlarının temsilcilerinin toplandığı bir platform, sekreteryası, ihtisas kurulu, 9 ayrı kurum ve kuruluşla oluşturulmuş  Türkiye’de bir ilk ve çok ciddi bir proje. Atalay’ın Platformun önümüzdeki toplantısına davetine icabet ederek “Bizim Mahalli İdareler” Gazetesi olarak Kırıkkale için orada olacağız ve bu Projenin bundan sonraki çalışmalarını Gazetemizde yayınlayacağız.

Başbakan Yardımcımız Beşir Atalay’ın gazetemize verdiği özel demeci ve samimi sohbeti için tekrar buradan teşekkür etmek isterim.

Başkanlık Sistemi

Türkiye 2007 yılında Anayasa'da Cumhurbaşkanının seçimi, görev süresi ve nitelikleri konusunda önemli değişiklikler yaptı. Ardından 2010 yılında ağırlıklı olarak yargı ve demokratik düzene karşı yıllarca tehdit vesayeti  olmuş anti demokratik uygulamaları Anayasa'dan çıkardı. Bu değişikliklerden sonra Cumhurbaşkanı kırk yaşını doldurmuş ve yükseköğrenim yapmış Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından, beş yıllığına bir kişi için iki defadan fazla olmamak üzere halk tarafından seçilecektir.

Mevcut Anayasa'ya göre Cumhurbaşkanı Devletin başıdır. Türkiye Cumhuriyetini ve Türk Milletinin birliğini temsil eder; Anayasanın uygulanmasını, Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.

Cumhurbaşkanının yasamaya ilişkin görev ve yetkileri genellikle ve kamuoyunun en sık rastladığı şekliyle imzaya ilişkindir ve yasamanın faaliyetlerini etkileyecek nitelikte yetkiler değildir.

Yürütmeye ilişkin görev ve yetkileri de, Anayasa ve diğer kanunlarda Başbakan ve ilgili bakanın imzalarına gerek olmaksızın tek başına yapabileceği belirtilen işlemleri dışındaki bütün kararların Başbakan ve ilgili bakanlarca imzalanması ve bu kararlardan Başbakan ve ilgili bakan sorumlu olması ki her şeyden sorumlu başbakanlık uygulamamız nedeniyle yürütmenin yolunu çizecek güçte değildir. Ağırlıklı olarak yüksek düzey kurumların başında veya üyesi olarak görev yapacak kişilerin atanmaları şeklinde karşımıza çıkar.

Yargıya ilişkin görev ve yetkileri de çoğunlukla yine yüksek mahkeme üyeleri atamasıdır.

Anayasa' da Cumhurbaşkanının yetki ve görevlerini tek tek incelediğimizde çok fazla sayıda yetki ve görevi var gibi görünmesine rağmen sorumluluğu olmayan bir Cumhurbaşkanı için bizim sistemimizde bu yetki ve görevlerin yasama, yürütme ve yargı süreç ve sonuçlarına çok etkinliği bulunmadığı gözlenmektedir. Bu nedenle sorumluluğu olmayan bir cumhurbaşkanı için bu yetki ve görevlerin fazla olduğu hep dile getirilmiştir.

2007 yılında yapılan değişiklikle ise bunları söylemek imkansızdır, çünkü Seçimle gelen bir Cumhurbaşkanı eskisi gibi olmak istemeyecektir. Bu şekilde seçilmiş bir Cumhurbaşkanı sorumluluk hissetmek zorunda kalacaktır. Çünkü seçim demokrasinin temelidir ve seçimle gelenler gücünü milletten aldığı için mevcut Anayasa'daki yetki ve görevler yetersiz kalacaktır. Seçilmiş bir cumhurbaşkanının sadece bu yetkilerle görevini sürdürmesini beklemek gerçeklerle bağdaşmayacaktır.

Türkiye parlamenter sistemin getirdiği tıkanıklığa karşı 5 yıl önce çok önemli bir değişim gerçekleştirerek kendine has bir çözüm yolunu tercih etmiştir. Bu değişikliğin komplo teorileri üreterek bir dayatma olduğunu iddia etmek de doğru değildir. Parlamenter sistemin tıkanıklığından beslenenler ağızbirliği ederek buna karşı çıkmaktadır. Türk tarihi incelendiğinde, devletin en güçlü olduğu zamanların güçlü liderlerin olduğu zamanlar olduğu görülecektir. Türk milletinin güçlü lider yetiştirme potansiyeli de düşünüldüğünde bunu göz ardı etmek ve önünü tıkamak da tarihsel gelişimimize ters olacaktır. Bu yüzden başkanlık sistemi olarak gündeme düşen konu kendimize has ve bize ait bir yönetim modeli olacak şekilde görüşülmeli ve oluşturulmalıdır. Aksine uygulamalar bu ülkeye statükocuların yıllarca yaptığı gibi vakit kaybettirmekten başka hiç bir işe yaramayacaktır.

Hiç kimsenin endişesi olmasın güzel ve aydınlık yarınlar bizi bekliyor, bir dahaki sayımızda buluşmak dileğiyle.

2430 Defa Görüntülendi.

Anket

Bize Nasıl Ulaştınız?